Cadı diyorlar bana, desinler değişemem

Filmin adı: The Love Witch

Yapım yılı: 2016

Yönetmeni: Anna Biller

Oyuncular: Samantha Robinson, Laura Waddell, Jeffrey Vincent Parise, Robert Seeley, Gian Keys

2017’nin !f’inde bir planlama hatası sonucunda bu filmin olduğu saate “En man som heter Ove”yi de almıştık ve bir seçim yapmamız gerekmişti. Nordik her şeye olan eğilimimden ve diğer arkadaşlarımın da bu yöndeki isteklerinden mütevellit seçimimiz tabii ki bu Amerikan yapımı film olmamıştı ve kendisini kaçırmıştık. Giden arkadaşlarıma sonradan sorduğumda çok kötü olduğuna dair yorumlar yapıldığı için seçimimden memnundum ama bu filmin de nasıl çıkacağını merak ediyordum. Ayrıntılar bir sonraki paragrafta (Bu gizem neden?).

Continue reading “Cadı diyorlar bana, desinler değişemem”

Fes Başıma, Ex Machina

Filmin adı: Ex Machina

Yapım yılı: 2015

Yönetmeni: Alex Garland

Oyuncular:  Alicia Vikander, Domhnall Gleeson, Oscar Isaac, Sonoya Mizuno

Uzun zaman sonra bir filmden bahsedesim geldi ve yine nedense zamanında izlemeyi ihmal ettiğim bir film bu. Böyle böyle izlerim diye hafızaya attığım fakat KPSS’deki beyin bedavacı abi gibi çekip hafızamdan çıkaramadığım çok film var. Velhasıl, dün nasıl olduysa “Ulan niye Ex Machina’yı izlemiyorum?” diyerek açtım. Kabaca filmin konusunu bilsem de beklentilerimin ötesinde çıktığını söyleyebilirim. Benim gibi izlemeyen kaldı mı bilemiyorum ama eğer öyleyseniz o zaman sizi bir sonraki paragrafa alalım.

Continue reading “Fes Başıma, Ex Machina”

İyi bari.

Ta o zamanlar otobüste ilk gördüğümde gözüme çarpmıştı. Sürekli denk gelmezdik ama arada görürdüm, keşke denk gelip tanışsak derdim. Tanışmadık.

Varlığını unutmuşum adeta… Araya onca zaman ve olay girdi tabii. Geçen gün tekrar gördüm, hoşluğundan hiçbir şey kaybetmemişti. İçimden yeniden “Oha çok tatlıymış lan” dedirtti. Sonradan düşündüm: “İyi bari, hala yaşıyormuş”.

bazen-cok-guzel-birsey-olacakmis-gibi-hissediyorum-i649575-1200x630
Olsa olur sanki? Olası mı yok nedir? Bende tam başına güzel bir şey gelecek tip var aslında biliyor musun?

Parkorman’a elektronikayla dönüş

İstanbul’da artık çokça festival yapılıyor fakat önceki mütevazı One Love’ları yaşayanlar için senenin One Love’ına yaklaşan zamanları tatlı zamanlardır. 2013’te RTE müttefiği Ferit Şahenk’in Pozitif grubunu satın almasıyla bu etkinliğe olan sempatimiz AŞIRI MİKTARDA azalsa da festival denildiği zaman güncel festivaller içerisinden aklımıza mecburen One Love geliyor. Çünkü Salon İKSV’nin alternatif ve iyi isimleri teker teker getirtmesi çok hoş olsa da hangi sahneye gideceğimizi bilemediğimiz o anın heyecanını yaşama ihtimalimiz bile içimizde kıpırtılar oluşturuyor. Hoş, One Love bunu artık zerre veremiyor, orası ayrı. Zaten One Love vermek istese de ülkede bir süredir gerçekleşen islami kökenli terör eylemleri sebebiyle eminim ki pek çok kişi/grup İstanbul’a gelmek konusunda en az üç kez düşünüyordur. Velhasıl, bu sene nedense iki gün yerine tek güne indirilmiş ve bu tek gün de nedense Pazar olarak seçilmiş olan One Love, 17 Temmuz’da bir terslik olmazsa gerçekleşecek. Aynı şekilde bir terslik olmazsa festivalde Two Door Cinema Club, Django Django, Balthazar, Arthur Beatrice, Hvob, Klangkarussell, Butch, Andrea Oliva, Ben Pearce, Kalben, Umut Adan, Cervus, Alican, İlker Aksungar, Men With a Plan, Akın Sevgör, Shangri-la, Alphadub sahne alacak.

Two Door Cinema Club’ın ismen en başta yer aldığı bir festivalden çokça şey beklememek gerek. Bunu onları yermek için söylemiyorum; tabii ki bir Coachella, Glastonbury, bir Sziget, bir Primavera line-up’ı bekleyemeyiz fakat One Love seneler geçtikçe daha kötüye gitmekte. Bu isimler arasında en heyecanlandığım, çoğu şarkısını severek dinlediğim Django Django. Hatta bence Two Door Cinema Club’dan daha iyiler ama bu elbette benim fikrim. Bu kadar huysuzluktan sonra iyi bir dilekle kapatarak gelecek isimlerden birer şarkı paylaşmak istiyorum: Umuyorum ki çok uzaklarda aramamıza gerek kalmadan müzikal anlamda daha iyi isimleri önümüzdeki senelerde dinleme şansımız olur (Radiohead 2017 İstanbul konseri. Daft Punk da geliyor zaten evet evet tabii).

Yazının tamamı için: http://multilob.com/index.php/component/k2/item/14-parkormana-elektronikayla-donus veya kontinyu riğding.

Continue reading “Parkorman’a elektronikayla dönüş”

Drakula’nın Vampirleriyiz- Kısım II

Kahramanlarımız Transilvanya’yı iliklerinde hissetmeye başlamışlardı ve artık buranın bir parçası olmaktan kendilerini alıkoyamayacaklardı. Braşov’dan Sighişoara’ya yaptıkları yolculuk esnasında otoyollarda saçmasapan kah yalnız, kah gruplar halinde dikilerek yola bakan Walking Dead kıvamındaki Romanya vatandaşları onlara manevi ve akli olarak çok da uzak gelmemeye başlamıştı. Yola çıkmadan evvel midelere yuvarlanan bol sarımsaklı langoşları nasıl sindirebildiklerine anlam verememekle beraber arabada dinledikleri birbirinden alakasız şarkılar yoldaşları olmuştu ve artık korkmuyorlardı- korkunun kendisi olmuşlardı. Yok ya Sighişoara’ya varır varmaz “Ulan biz nasıl bir yere geldik?” diyerek hafif bir göt korkusu yaşadık zira etrafta bolca dilenci vardı ve gezilecek çok da bir yer görünmüyordu. Yanılmışız

Continue reading “Drakula’nın Vampirleriyiz- Kısım II”