İzledikçe üşüten film tavsiyesi

Filmin adı: Nói albinói (Buzdan Hayaller? WTF?)

Yapım yılı: 2003

Yönetmeni: Dagur Kári

Oyuncular: Tómas LemarquisÞröstur Leó GunnarssonElín Hansdóttir, Anna Friðriksdóttir

Havaların soğuduğu şu günlerde (Oha yarına 22°C diyor?) kalbinizi ısıtan ama üstünüze yorgan alma isteği uyandıran tatlı mı tatlı bir İzlanda filmine ne dersiniz? Evet dediğinizi duyar gibiyim tatlı qıslar.

“İzledikçe üşüten film tavsiyesi” öğesini okumaya devam et

Reklamlar

“İnsanları sevmek için bir neden göremiyorum” argümanını deney yaparak kanıtlayınız.

Filmin adı: Das Experiment (Deney)

Yapım yılı: 2001

Yönetmeni: Oliver Hirschbiegel

Oyuncular: Moritz Bleibtreu, Christian Berkel, Oliver Stokowski, Wotan Wilke Möhring

Geçen gün dedim ki şöyle güzel bir korku filmi izlesem de altıma etsem. Aklıma yeniden çekilmiş olan “IT” geldi fakat kesin beklentimi karşılamayacak diye düşünerek onun yerine gerilme garantili bir film açayım dedim. Bu noktada ne zamandır izlesem deyip izlemediğim (çok şaşırtıcı) “Das Experiment” neon ışıklarla zihnimde beliriverdi. Ben de zihnimdeki beyaz tavşana itaat ederek onu izledim (Çift anlamlı söylem, yaşasın dilimiz).

““İnsanları sevmek için bir neden göremiyorum” argümanını deney yaparak kanıtlayınız.” öğesini okumaya devam et

Ben şu kenarda biraz uçayım.

Filmin adı: Jupiter Holdja (Jüpiter’in Uydusu)

Yapım yılı: 2017

Yönetmeni: Kornél Mundruczó

Oyuncular: Merab Ninidze, Zsombor Jéger, György Cserhalmi, Mónika Balsai

Şimdi biraz garip bir şey anlatacağım. Daha bu sabah işten arkadaşım Fatoş’a çocukken hayal ettiğim bir şeyden bahsediyordum. Ki bu da eski evimizdeki kartonpiyerli olan oturma odamızda koltuğa yatıp, ayaklarımı havaya kaldırıp tavanda yürüdüğümü hayal etmemdi. O hali nedense bana çok ilgi çekici gelirdi, oda bir anda ters dönsün isterdim. Bugün gittiğim “Jupiter Holdja“da aynen öyle bir sahne vardı, nasıl mesud oldum anlatamam. Büyüksün Kornél abim.

f2d90159da768694c7baebda46728b8b

Ay bizim salona da benziyor hadi allam inşallah (Filmden bir sahne değil, hayalim)

“Ben şu kenarda biraz uçayım.” öğesini okumaya devam et

Hepinizden iğreniyorum

Filmin adı: The Square

Yapım yılı: 2017

Yönetmeni: Ruben Östlund

Oyuncular: Claes Bang, Christopher Læssø, biraz Elisabeth Moss, daha da az Dominic West

Yine film bitince salonda filmi temsilen kimse olmadığı halde alkış tutulduğu, her şeye aşırı tepkinin verildiği bir Filmekimi’ne daha hoşbulduk. Toplumca içimizin özenti, içimizin pişmemiş olduğunu sanırım en güzel bu tür entelektüel etkinliklerde anlıyoruz. Genel olarak insan dediğin tırt bir şey, ki buradan da Ruben’ciğimin bu yıl Cannes’ın Altın Palmiye kazananı olan filmi “The Square“e bağlıyoruz.

İsveçli yönetmen ve senarist Ruben Östlund, 2014’te çevirdiği “Force Majeure” filmi ile adını dünyaya duyurmuş ve benim de gönlümde taht kurmuştu. Her saniyesi keyif dolu olan bu filmden sonra Filmekimi’nde yeni bir filminin gösterileceğini öğrenerek keyif mırıltıları eşliğinde sevgili dostum Melih’in kırmızı lalesi sayesinde bastım parayı, aldım biletimi. Ruben’ciğim oldukça uzun ve beklemediğim kadar komik ve eleştirel bir film çekmiş meğersem.

“Hepinizden iğreniyorum” öğesini okumaya devam et

Seni boşuna sevmedim Oscar

Filmin adı: Inside Llewyn Davis

Yapım yılı: 2013

Yönetmenleri: Ethan Coen, Joel Coen

Oyuncular: Oscar Isaac, Carey Mulligan, Justin Timberlake

Yine basiret bağlanması sonucu seveceğimden emin olduğum halde seneler sonra izlenen bir film- Oscar Isaac’in ve müziğin bir arada varolmasına 4 senedir nasıl karşı koymuşum ben de gerçekten bilemedim. Bebeyimsin Askır.

fuckingtired

Al benden de o kadar güzelim ya.

“Seni boşuna sevmedim Oscar” öğesini okumaya devam et

Ben röntgencilik okuyorum abi, dört yıllık evet.

Filmin adı: Dans la maison (Evde)

Yapım yılı: 2012

Yönetmeni: François Ozon

Oyuncular: Fabrice Luchini, Ernst Umhauer, Kristin Scott Thomas, Emmanuelle Seigner, Denis Ménochet, Bastien Ughetto

Geçtiğimiz hafta Pazartesi günü bir güzel altı arkadaş buluşup François Ozon’un “L’amant double” isimli filmine gittik. En son kendisinin “Jeune et Belle” isimli filmini izlemiş idim ki bu filmde de başrol aynı oyuncu idi. Lakin benim bahsedeceğim film “L’amant double” değil çünkü onu çok da beğenmedik. Bahsedeceğim film, hakkında iyi şeyler duyduğum ve izlemeyi aklımın bir köşesine yazmış olduğum “Dans la maison“.

“Ben röntgencilik okuyorum abi, dört yıllık evet.” öğesini okumaya devam et

Eski Bir Yazım

Kaygılarım peşimi bırakmıyor. Yalnızlık hissi ensemde soğuk soğuk geziniyor. Halbuki çok şeye sahibim. Sahip olduklarımın değerini mi bilmiyorum acaba? Sevgilimin, arkadaşlarımın, kazandığım paranın benim üzerimdeki etkisi ne?
Dün gece çok içmişim sanırım. Sabhleyin kalktığımda aklımda biraz daha uyumak vardı. Ne kadar uyumak istemesem de uykuya dalmaya çalıştım. Artık uyuyamaz hale geldiğimde kalktım ve bilgisayarımı açtım. Sanki dün çok eğlenip güzel bir gece yaşamamışım gibi sabah kalktım ve bilgisyarımı açtım. İşte bu düşünce aklıma geldiğinde kendimden tiksindim. Dedim ki, ne biçim yaşıyorsun lan sen?..
Evde kimse yoktu ve ben okula gitmek istemiyordum. Geceden kalma değildim, tek endişem birz pis kokmam ve pantolonumun en üst düğmesinin kopmasıydı. Bunları ne kadar da çok büyüttüysem o küçük beynimde sabahleyin yine gözüm seğirmeye başladı.
Eskiden bu çeşit kaygılarım yoktu. Temiz olmadan günlerce dolaşırdım. Neydi bugün düşüncelerimi ve tarzımı bu kadar değiştiren? En güzel anım rumeli hisarında kalırken gece saat üçte uyanıp sahile gitmemdi. Bir sigara yakıp anadolu yakasını izlerdim. Jilet gibi de giyinirdim nedensiz. O anın tüm duygularını hissederdim bütün vücudumda. O zaman da yalnız gibiydim ama bir tatlı yalnızlıktı o. Yine endişelerim vardı ama bunları kafama takmazdım.
Yaptığım davranışları sorgulamam gerekiyor sanırım. Yaptıklarım veya yapmak zorunda olduklarım hayatın akışından gelen şeyler.
Kimilerine göre çok güzel bir hayatım var, kimilerine göre mal mal yaşıyorum.
Ama bu içimdeki yalnızlık duygusunu kimseye mal etmemem lazım. Kimseye tutunmamam lazım.
Vapurda giderken tek başına koskoca denizin ortasında duran martı misali. Bir şey düşünüyor o da. Sonra gidip eşinin yanına mutlu olacak. Ama neden o denizin ortasında durduğunu sorgulamayacak.
Gene ceketimi süveyerimi giyip sahilde sigara içmenin tadını yaşamam lazım.